Dünyanın binlerce noktasına seyahat etmenin en kolay yolu
Kredi kartlarına 9 taksit imkanı
Nereden
<>
Nereye
Gidiş Tarihi
Dönüş Tarihi
Yolcular
1
Yetişkin
0
Çocuk
0
Bebek
0
Öğrenci
0
65 Yaş ve üstü
2
1.Çocuk yaşı
2
2.Çocuk yaşı
2
3.Çocuk yaşı
2
4.Çocuk yaşı
Uçuş Sınıfı : Farketmez
Havayolu : Farketmez

En Ucuz Diyarbakır Uçak Biletleri | Kolayyolculuk.com

Diyarbakır Uçak Bileti ve Seyahat Rehberi

diyarbakir-ucak-bileti

Diyarbakır, Türkiye'nin en kalabalık on ikinci şehridir ve kent merkezi yaklaşık 9000 yıllık bir geçmişe sahiptir. Mezopotamya ile Anadolu medeniyetlerinin geçiş bölgesinde olan Diyarbakır’ın tarihi çok eski devirlere dayanmaktadır. Yontma taş ve Mezolitik devirlerde Diyarbakır ve çevresinde var olan mağaralardan burada yerleşim olduğu yapılan arkeolojik araştırmalar ile anlaşılmıştır.Şehrin kent merkezinde,MÖ 3000 Hitit ve Hurri-Mittani egemenliği yaşanmıştır.

 

MÖ 1260 yılına kadar egemenliklerini sürdüren Hurri-Mitaniler'den sonra sırasıyla; Asurlular, Aramiler, Urartular, İskitler, Medler, Persler, Makedonyalılar, Selevkoslar, Partlar, Ermeniler, Romalılar, Sasaniler, Bizanslılar, Emeviler, Abbasiler, Şeyhoğulları,Hamdaniler, Mervaniler, Selçuklular, İnaloğulları,Nisanoğulları, Artuklular, Eyyübiler, Moğollar, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlılar Diyarbakır'a egemen olmuşlardır.

 

Diyarbakır, Osmanlılar döneminde önemli eyaletlerden birinin merkezi olmuş, doğuya sefer yapan orduların hareket üssü ve kışlağı görevini görmüştür. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde özellikle I. Dünya Savaşı'nın yakın zamanlarında hastalık, yangın ve sefalet yüzünden büyük sıkıntı çeken Diyarbakır; Cumhuriyet devrinde büyük ve önemli imar, sosyal, kültürel ve ekonomik hareketler yaşamıştır. 1950'lerden sonra yeni şehir kurulmuş; yollar, hastaneler, okullar ve modern yapılarla gün geçtikçe büyümüş ve gelişmiştir. Yeni şehir kara, hava ve demir yolarıyla Türkiye'nin dört bir yanına bağlanmış önemli merkezlerden biri haline gelmiştir.

 

Diyarbakır’a Ne Zaman Gitmeli? 

 

Diyarbakır’da sert bir kara iklimi hakimdir. Yaz ayları çok sıcak geçer. Kış ayları ise Güneydoğu Toroslar kuzeyden gelen soğuk rüzgarları kestiği için tahmin edildiği kadar soğuk olmaz. Yaz aylarında 40 derecenin üzerine çıkan sıcaklık, kış aylarında eksi derecelere ulaşır.

 

Diyarbakır’a gitmek için en uygun mevsim yağışların azalıp, güneşin yüzünü göstermeye başladığı bahar ayları idealdir.

 

Diyarbakır’a Nasıl Gitmeli?

 

Diyarbakır’a gitmek için birçok ulaşım alternatifi bulunmaktadır. Bu seçenekler, havayolu, demiryolu, otobüs veya kendi aracınız ile yapabileceğiniz ulaşım çeşitleridir.

 

Diyarbakır’a gelmenin en kolay yolu hava yolu ile gelmektir. Şehir merkezine 6km uzaklıkta olan Diyarbakır Havaalanına, her gün İstanbul Atatürk havalimanından karşılıklı Türk Havayolları ve Onur Air’in, Sabiha Gökçen havalimanından karşılıklı Pegasus, Anadolu Jet ve Türk Havayollarının direk uçuşları bulunmaktadır.

 

Ayrıca İzmir’den Sun express’in Diyarbakır’a direk uçuşu, Onur Air, Pegasus, Anadolu Jet, Türk havayollarının İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı ve Atatürk havalimanından aktarmalı uçuşu tercih edebilirsiniz.

 

Ankara’dan Anadolu jet ile Diyarbakır’a direk uçuşu ve pegasus ve Türk hava yollarının İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı ve Atatürk havalimanından aktarmalı uçuşlarını da tercih edebilirisiniz. Diyarbakır havaalanından servisler, taksi ve özel kiraladığınız aracınız ile şehir Merkezine gidebilirsiniz. Bahar aylarındaki yoğunluğu göz önünde bulundurursak erken rezervasyonuz sayesinde hem ucuz bilet almış olacak, hem rahat bir yolculuk yapmış olacaksınız.

 

Diyarbakır’da Nerede Kalmalı?

 

Birçok medeniyetten izler taşıyan Diyarbakır’da pek çok konaklama alternatifi bulunmaktadır. Şehir merkezinde yoğunlaşan birçok yeni ve modern otellerin yanı sıra, her bütçeye uygun apart oteller ve pansiyonlarda bulunmaktadır. Diyarbakır’ın biraz dışına çıkıldığındaysa otantik binalarda da konaklamak mümkündür.

 

Diyarbakır’da Ne Yemeli-İçmeli?

 

Binlerce yıllık tarihi boyunca Ermenilere, Kürtlere, Süryanilere, Türklere, Araplara, Yahudilere ve Zazalara ev sahipliği yapan Diyarbakır’ın mutfak kültürü de oldukça zengindir. Kırmızı et, pirinç, tereyağı ve bulgurun sıkça kullanıldığı mutfak kültüürnde çiğ köfte, lahmacun, kaburga dolması, buğday ve etle yapılan keşkek, yoğurt ve buğdayla hazırlanan lebeni, içli köfte, saç tava, kuşbaşı et ve patlıcanla yapılan meftune, ciğer kebabı, sütlü Nuriye ve kadayıf tatlısı bilindik lezzetleridir.  Diyarbakır karpuzunun da ayrı bir yeri olduğunu unutmamak gerekir.

 

Diyarbakır’da Nereleri Gezmeli?

 

Diyarbakır Kalesi

Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yer alan bu tarihi yapı, iç kale ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşur. Yaklaşık 9000 yıllık olan surlar, Çin Seddi’nin ardından dünyadaki en uzun ve geniş savunma duvarı olarak kabul edilmiştir.  Surların uzunluğu 5.5 km, yüksekliği 10-12 metre, kalınlığı ise 4-5 metredir. Dicle vadisinden yaklaşık 100 metre yükseklikte geniş bir düzlük üzerine kurulmuş olan kalenin dış kısmında 82 burç bulunur. İç Kale’de Saint George Kilisesi, jandarma binası, eski cezaevi, cephanelik binası, Aslanlı çeşme gibi tarihi yapılar görülebilmektedir. Diyarbakır Kalesi, 2015 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak tescillenmiştir.

 

Malabadi Köprüsü

Türkülere konu olan Malabadi Köprüsü, üzerindeki kitabeden anlaşıldığu kadarıyla 1147-1148 tarihinde Artukoğulları’ndan Timurtaş tarafından yaptırılmıştır. Eni 7, uzunluğu 150 metre olan köprünün yüksekliği su seviyesinden 19 metredir. Renkli taşlarla inşa edline köprü, dünyadaki diğer taş köprüler içerisinde kemeri en geniş olan köprüdür. Köprünün iki tarafında kale kapıları gibi demir kapılar vardır.

 

Sülüklü Han

1683 yılında Hanilioğlu Mahmut Çelebi ve kız kardeşi Atike Hatun tarafından yaptırılan tarihi Han, 2010 yılında restore edilerek kullanıma açılmıştır. İsmini, içerisinde bulunan kuyudan hekimlerin sülük çıkarmasından alır. Üst katlar dinlenme odası, alt depoların hayvanların konaklama yeri olarak kullanıldığı han Kurtuluş Savaşı’nda süvari birliklerinin karargahı olarak kullanılmıştır.

 

Ulu Camii

M.S. 639 yılında İslam orduları Diyarbakır’ı ele geçirince Mar-Toma Kilisesi’nin camiye çevrilmesiyle kurulan Ulu Camii, Anadolu’nun en eski camilerinden biridir. Caminin mimarisi kara taştan yapılmıştır. İnsan aleminde 5. Haremşerif olarak tanına caminin duvarında bir çok uygarlığın kitabesi görülmektedir.

 

Behram Paşa Camii

1572 yılında Diyarbakır Valisi Behram Paşa tarafından mimar Sinan’a yaptırılan Behram Paşa Camii, süslü minberi ve kesme taştan yapılmış olmasıyla dikkat çekicidir. Tek kubbeli caminin giriş kapısının üzerindeki ters düzende bulunan sağ ve sol sahanlarının modern sıkıştırma tarzı ile yapılmış olması, günümüz mühendislerini şaşırtmaktadır.

 

Dört Ayaklı Minare

Balıkçılarbaşı semtinde bulunan ve pek çok isimle anılan Şeyh Mutahhar Camii, ününe ün katan dört ayaklı minaresinden dolayı ‘’Dört ayaklı minare Cami’’ olarak anılmaktadır. Yekpare taş ve sütun üzerine dört köşeli olarak inşa edilmiş olan yapı, Anadolu’nun tek dört ayaklı minare örneğidir. Bu ayakların önemi, İslam mezhebini simgelemesinden gelir.

 

Meryem Ana Kilisesi

Sur İlçesinde yer alan kilise, 3. Yüzyıldan kalmadır. Diyarbakır’da Ortodoks Süryanilere ait faal durumda olan kilise, geç Roma dönemine ait kapısı ve mihrabıyla dikkat çekmektedir. Dört avlu, divanhane ve din adamlarının yaşadıkları bölümlerden meydana gelen kilisenin ahşap işçiliği, sütunları, sütun başlıkları, parmaklıkları, kürsüleri ve ikonaları ünlüdür.

 

Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi

Diyarbakır evlerinin en güzel örneklerinden biri olan Cahit Sıtkı Tarancı’nın 1910 yılında doğduğu bu ev, 1973 yılında Kültür Bakanlığı tarafından satın alınarak müze haline getirilmiştir. Şehir merkezinde bulunan müzede edebiyat dünyasının önemli ismi Cahit Sıtkı Tarancı’nın eşyaları, şiirleri, mektupları ve kitapları sergilenmektedir.

 

Ziya Gökalp Müzesi

Yazar Ziya Gökalp’in doğup büyüdüğü ev, 1956 yılında Ziya Gökalp Müzesi haline getirilmiştir. Gökalp’in özel eşyaları, fotoğrafları ve kitapları sergilenmek olan bu iki katlı ev, 1806 yılında bazalt taştan inşa edilmiş olması,sadece içerisinde sergilenenler ile değil, mimarisiyle de dikkat çekmektedir.

 

Deliler Hanı

Hüsrev Paşa Hanı adıyla da anılan yapı 1527 yılında Diyarbakır Valisi Hüsrev Paşa tarafından yaptırılmıştır. Halk arasında Deliler hanı denilmesinin nedeni; her yıl İslam ülkelerinden Hicaza gitmek üzere bu handa toplanan hacı adaylarını götürecek delilerin (rehberlerin) burada kalmalarındandır. İki katlı olan restore edildikten sonra otel ve restoran olarak hizmet veriyor.

 

Hasan Paşa Hanı

Ulu Cami’nin karşısında yer alan Hasan Paşa Hanı, üzerindeki kitabeden anlaşıldığı üzere, dönemin Osmanlı valilerinden Vezirzade Hasan Paşa tarafından 1572-1573 yılları arasında yaptırılmıştır. 17. Yüzyılda şehre gelen Evliya Çelebi, bu hanın ‘’Kale misali, gayet metin ve müstahkem bir yapı’’ olduğundan bahsetmiştir. Deliler Hanı’ndan sonra Diyarbakır’ın ikinci büyük hanı olmaktadır.

 

Diyarbakır’da nerede eğlenmeli?

 

Diyarbakır’da sanıldığının aksine oldukça renkli gece hayatı vardır. Her bütçeye hitap eden barlar, türkü kafeler ve büyük otellerin diskoları daha çok tercih edilirken, sıra gecesi dinlemek isteyenler, sıra geceleri düzenleyen restoranları tercih edebilir.

 

Her çiçekten bal almış gibi, birçok medeniyete, dinlere ve dillere ev sahipliği yapmış olan bu kültür hazinesi şehir Diyarbakır’a hiç vakit kaybetmeden uçak biletinizi almanızı öneririz.

 

Şimdiden rahat uçuşlar ve keyifli tatiller…

 

Güncellenme Tarihi : 21.11.2017 09:00